| İki Yalan: Ermeni ve Domuz |
|
Geçenlerde yazılı ve görsel basında çıkan ABD eski başkanı Ronald Regan’ın hukuk danışmanı Bruce Fein’in Ermenilerle ilgili açıklamalarından haberiniz vardır. 1915 yılında olduğu söylenen soykırım yalanı bir kez daha en etkili ağızlardan biri tarafından ispat edilmiş oldu. ABD başkanı sözde soykırım olayının araştırılması için talimat verir ve 1980’li yıllarda yapılan sözde soykırım araştırmasına göre 1915 olayları boyunca Ermenilerin 2 milyon Osmanlıyı katlettiği ortaya çıkar! Ermenilerin toplam kaybı ise 500 bin civarındadır.
Ve danışman açıklamasında önemli bir şeye dikkat çeker; Ermenilerin ihaneti! Bildiğiniz gibi Osmanlı imparatorluğu fethettiği yerlerdeki halkın dinsel inancına dokunmamış onlara dinlerini yaşama serbestliği vermiştir. Buna benzer bir örneği geçmişteki başka bir imparatorlukta göremezsiniz. Bugün sizin de bildiğiniz gibi gerek İngilizlerin gerekse Fransızların sömürgeleri vardır çünkü onlar aynı zamanda bir de din savaşı yapmıştır. Osmanlı devleti fethettiği yerdeki Ermenilere dinlerini yaşama özgürlüğü vermesine rağmen onlar doğuda Fransızlar ve Ruslarla işbirliği yaparak halkı katletmeye başlamıştır. Sadece 1915’te yapılan katliam değil daha 1992 yılında Azerbaycan Cumhuriyeti’nin Dağlı Karabağ bölgesindeki Hocalı kasabasını basıp yüzlerce Azeriyi Ermeniler katletmiştir. Eğer merak ederseniz görüntüleri YouTube’da bulabilirsiniz. Ama görüntülere bakmaya yüreğinizin dayanacağını sanmam. 1915 yılında başlayan ihanetin sonucu Ermenilerin sürülmesine karar verilmiştir katledilmesine değil! Evet bu sürgün esnasında Ermeniler de kayıplar vermiştir çoğu da kendi çetelerinin sürgün kervanlarına saldırması sonucu olmuştur. Yani bir nevi kendi kendini öldürmüşlerdir. Ayrıca, annesinin karnı deşilerek dışarı çıkarılan o bebeğin babası gelir de o katillerden birini öldürürse ona ne diyebilirsiniz? Hiçbir şey! Elbette ölüm hiçbir zaman hak edilen bir şey değildir ama her durumu her yönüyle ve bulunduğu koşullar içinde değerlendirmek gereklidir. Peki neden Ermeniler bu yalanı yüzyıllardır sürdürüyor? Danışmanın açıklamasına göre inanılmaz bir maddi gelir söz konusu. Ayrıca birçok Avrupa ülkesinin anayasasına ermeni soykırımını kabul eden maddeler koydurarak dünya siyasi arenasına yön verebilecek bir güce de kavuştular. Bu nedenle herhangi bir ülke Türkiye’nin soykırım yapmadığı gerçeğini kabul etmek istediği zaman iki defa düşünmek zorunda kalmaktadır ve çoğu zamanda yalana sarılmak zorunda kalmaktadır. Bu yalanın siyasal bir silah olduğunu artık 5 yaşındaki Türk çocuğu da biliyor. O nedenle bu aldatmacayla savaşmak için bilgilendirebildiğimiz kadar insanı özellikle yabancıları bilgilendirmeliyiz. Bu gerçeklerin farkında ol Türk evladı ama kimseye kin gütme. Senin zaten mayanda kindarlık yok. Armağansın şu Dünya’ya armağan!
Geçen aylardaki yazımda da söyledim. O zamanlar kuş gribi çok can alıyordu Türkiye’de. Bakın gene söylüyorum. Bazı hastalıklar evrim geçirdi, o nedenle böyle yeni ve tedavisi olmayan hastalıklar çıktı yalanına kanmayın! Gerek kuş gribinin gerekse domuz gribinin zaten tedavisi vardı. İlaç şirketleri hastalığı panzehiri ile birlikte yapar ve bir şekilde o virüsü 3. Dünya ülkelerine sokar ve virüsü test eder. Baktı ki ölümler fazla o zaman işi genişletir. Neden? Çünkü ilaç satacak ve para kazanacak! Bilim ve teknoloji ilerledikçe hastalıklara çare bulunması beklenir, yeni hastalıkların çıkması değil! Yani teknoloji ve bilimdeki her olumlu gelişme ilaç şirketleri için bir tehdittir ve onlarda yeni virüsler yapmaktadırlar. Ciddi hastalıkların Dünya üzerinden ortadan kalktığını hayal edin. Ne yapacak ilaç firmaları? Aspirin satıp mı para kazanacak? Bizim siyasilerimizde “yaşasın önce bir alacağız ilacı” diye seviniyor. İlacı ilk alan 3. Dünya ülkesinde ölümler başlayacak çünkü onlar kobay olarak kullanılacak. Ülkenizde ölümler olmazsa neden o ilacı alasınız ki? Demek ki artık bu saatten sonra kendinize dikkat etmeniz gerek. Siyasetin ve ticaretin imanı olmaz! Şu Dünya’da bu kadar güzel kültürü, zengin doğal kaynakları, zeki gençleri olan şu güzel ülkemin düştüğü şu hale bak! Kanıma dokuyor kanıma! Yeter artık! İlaç mı denenecek burası! Bor madenine mi göz diktiniz burası! Ortadoğu’da can yeleği olarak kullanmak mı istiyorsunuz buyurun burası! Avrupa’da 3 kuruşa sattığınız malları 10 misli fiyata satmak mı istiyorsunuz buyurun doğru adres burası! Avrupa birliğine alacağız bahanesiyle kendiniz için yararlı yasalar mı çıkartmak istiyorsunuz? Buyurun sizi şöyle alalım!
Türkiye bir lokantaya döndü. Ama o lokantaya Türklerin müşteri olarak girmesi yasak. Garson biziz, aşçı biziz, bulaşıkçı biziz, temizlikçi biziz. Ama ne kasaya biz bakıyoruz ne de o yemekten yiyebiliyoruz. Sizce bu saçmalık ne zaman biter? Ülkenin politikasına yön verenler bu ülkenin bir toz zerresini dahi yabancılara peşkeş çekmemeye karar verdikleri zaman! Bakan olarak oturduğun o koltuğu bir ticaret haneye çevirmediğin zaman! Bu ülkenin kuruluşunun can damarı olan Cumhuriyet’e el uzatmadığın zaman! Bu ülkeyi ABD’den uzattığı değnekle karıştırmak isteyen T.C kimliği taşıyan ama Türklükten nasibini almamış o din ve vicdan sömürgecisine yeter artık diyebildiğin zaman! Ermeni soykırımı düzmecesi üzerinden sana siyasi baskı yapmak isteyen o sözüm ona Avrupalı ülkelere bir şamar patlattığın zaman! Okumaya parası olmayan zeki beyinlere aşırı dinci kesimler tarafından çengel atılmasına engel olduğun zaman! Aslında neyin doğru olduğunu o damarlarındaki kan söylüyor, işte o asil kanı dinlediğin zaman! Sen Türk’sün Türk! Bu dünyanın neredeyse her yerinde izin var! Vursana artık elini masaya!
Bu yazı benim bugüne kadar yazdığım belki de tansiyonu en yüksek yazı oldu. Ama artık dayanamıyorum! Mesela her gün farklı bir yer altı kaynağımızın yabancılar tarafından talan edilmek istendiği ile ilgili haberler çıkıyor. Şimdi bir de Contorium elementi çıktı. Değeri trilyonlarca dolarmış! Haliç’in altında bulunuyormuş. Yabancılar sırf bu nedenle önce Haliç’i ücretsiz temizleme teklifi önermişler ve ayrıca boğaz kıyılarında yalı satın almaya başlamışlar. O yalılara da hiçbir Türk giremiyormuş. Bu şimdilik bir komplo teorisi olarak görünüyor. Ama Windows işletim sisteminde “con” isimli klasör oluşturamamanız gerçekten ilginç. Güya nedeni Contorium elementine işaret etmesiymiş. Zaman her şeyi açıklığa kavuşturur. Bekleyelim ve görelim…
NOT: Bu not halkın oyları ile TBMM’ne giren sanat dünyasından insanlara. Neden hiç sesinizi duymuyoruz Türkiye’nin sıkıntılı günlerinde? Neden bir gıdım yorumunuz görünmüyor ekranlarda? Kıyak emekli olmak için meclise girdiğinizi düşünmek istemiyoruz!?
Ülkesini gerçekten seven, ne oluyor ne bitiyor kafa patlatan ve ülkesinin geleceğinden kaygı duyan herkese saygı ve sevgilerimle…
Selçuk TOPAL
Bu mail adresi spam botlara karşı korumalıdır, görebilmek için Javascript açık olmalıdır
|
| < Önceki | Sonraki > |
|---|
| Eynesil Canlı |
| Kemençe Dinle |
| Fotoğraf Galerisi |
| Röportajlar |
| Reklam |
| Site Haritası |
| Künye |
| Videolar |
| Festival İstiyoruz |
| Eynesil |
| Web Tasarımı |
| Kemence İzle |
| Kemence Dinle |
| espriler.Net |
| trabzon 2011 |
| Liderkaradeniz |
Aytekin Karabektaş |
![]() |
Özgür Kemal |
![]() |
Tolga İhsan Gül |
![]() |
Selçuk Topal |
![]() |
Erdinç Güdük |
![]() |
Serdar Güdük |
![]() |
Yakup Mürtezaoğlu |
![]() |
Mehmet Yılmaz |
![]() |
Yorumlar
Ukrayna'dan Selamlar… Alıntı
kalın sağlıcakla Alıntı