|
Artık yapımcılar nasıl program yapacağını şaşırdı. Dünya’nın dört bir yanından yabancı güzelleri (ki çoğu manken) ve Turkish damat adaylarını bir eve koyup onları evlendirmeyi düşünüyorlar. Formatı bir yarışma. Yarışma varsa, kapışma vardır, kapışma varsa göz patlatmaca döner tekme vurmaca ..
da vardır. E haliyle reyting de vardır. Zaten daha şimdiden söz kavgaları başladı. Bir kıza iki erkek talip olursa olacağı buydu zaten. Her canlı türünün erkekleri arasında bu mücadele vardır. Örneğin “su inekleri” de eşleri için kapışır (ki onlarda Osmanlı sultanlarından daha çok sayıda dişinin olduğu bir harem vardır. Yani ben de onların yerinde olsam rakibin gözünün yaşına bakmam yüzünü gözünü patlatırım) ve galip gelen haremin yeni sahibi olur. Benzer “hatun” kavgası da malum yarışmada gözlenmeye başladı.
Böyle programlara bizler Türk halkı olarak alışığız. Bence katılımcılara birer boks eldiveni ve şort verilse harika olur. Mesela programın bir yerinde arka fona koyulacak Mortal Kombat oyununun müziği ile süper bir ışıklandırma altında ekrana çıkacak kocaman bir “FIGHT!” yazısı ile dövüş başlamalı. Sol köşede Necmettin sağ köşede Hüdaverdi, mevzu bahis şahıs; Angelina… Yani melek gibi bir şey, az kalsın melek olacakmış da biraz fazlalığı var.
Program hiç de inandırıcı değil. Bir kızlara bakıyorum bir de bizim delikanlılara. O yüzüne bakmaya doyamayacağın kız sokakta bizim Necmettin’i görse suratına bakmaz ama orada “seviyouroumm” diyor. E haliyle bu da içimden “yemezler cnm!” dedirtiyor. Yani güzel bir makyajla her şey gerçek gösterilebilir diye düşünülüyor ve maalesef büyük bir çoğunluk da bunu yiyor. Yiyenler için afiyet olsun demekten başka elden ne gelir. Hatta California’dan yarışmaya katılan bir kızımız çok severse California’yı bırakıp sevdiği adamın yanına Konya’ya gelebilirmiş. Sen kalk California’dan buraya gel. Hadi oradan Victoria! Yemezler, burası Konya! Aslında geçen beni Cameron Diaz aradı (Hep arar sağ olsun. Askerde yemin törenime de gelmişti). “Selçuk hasretine dayanamıyorum bırakıcam Hollywood’u, yanına gelmek, evimin kadını olmak, sana peynirli börek, peksimet ve pestil yapmak istiyorum. Charlie’nin Dümbelekleri 3’ün çekimini bile bıraktım” dedi ama ben kıyamadım. “Olmaz Hollywood’un sana ihtiyacı var, kınalı kuzum, dudu dillim, çingenem” dedim. Çok yufka yürekliyimdir. Maksat sinema sektörü darbe yemesin. Bu söylediğime inanmadınız mı yoksa? Aaaa! Neden? Victoria’ya inandıysanız bana da inanmalısınız.
Bunun tam tersi yapılsa ne olur? Mesela şöyle bir program yapsalar; yabancı damat yerli gelin… İşte o zaman kan gövdeyi götürür herhalde. “Sen Türk kızı elin sünnetsiz gavuru ile ne evlenmesiymiş bu!” gibi olayla ilgili uzman kişilerin haykırışları şimdiden kulaklarımda çınlamaya başladı bile ( Bu arada her konuda uzmanımız var. Ben en çok uzman astrolog’um diyenlere sinir oluyorum. Tez çalışmasını ne üzerinde yapmış acep? “Balık burcunun yükseleni hangi zamanlarda yükselir ve Ay’ın gel-git etkilerinin bunlar üzerindeki etkisi nedir?” gibi bir konu olabilir mi!?). Tabii ki bence bu olayda bir sakınca yok ama daha geçenlerde Hadise için, giydiği kıyafeti kastederek (ki o akşam sadece altına düşük bel pantolon giymişti. Sadece deyince yanlış anlamayın tabii ki üstü de doluydu) “Türk kızı böyle mi olur!” diyen bürokratı hatırlayınca, neler olur neler, sonra seyreyle cümbüşü. Ayrıca yapılan bilimsel bir çalışmaya göre ( daha çok istatistiksel) ırklar arası evliliklerin artması sonucu Dünya’da tek tip insanlar olacak, kahverengi tenli, 2 metre boyunda ve ortalama 120 yıl yaşayan insanlar halini alacağız. Aman yarabbi bu Dünya’ya 120 yıl kim katlanabilir ya da bu programlara…
Burada bir şeyi de vurgulamadan geçemeyeceğim. Yaptığım yorum o malum yarışma ve o malum kişilerden ibarettir. Yoksa Türk erkekleri bana sorarsanız Dünya’da bir numaradır. Türkler olmasa Dünya, erkek tanımını başka yapardı. Bizler sadece erkek değiliz aynı zamanda birer tanımız. Yani sözlükte erkek kelimesinin karşısında “Örn: Türk Erkeği gibi, Bkz: Türkiye’nin sokakları” yazar yani bence yazmalıdır. Tabii istisnalar vardır ama bu kaideyi bozmaz.
Feministleri belki de kızdıracak bir sözle bitiriyorum;
Ne Mutlu Türk Erkeğiyim Diyene…
Saygılarımla,
Selçuk TOPAL |