Bağlanmayacaksın .. - Eynesil ve Karadeniz'in Genç Vizyonu
Click on the slide!

Eynesil Horon Ekibi Taksimde

Eynesil Horon Ekibi Taksimde yine Çoştu ..İşte O görüntüler ..

Eynesil Horon Ekibi Taksimde yine Çoştu ..İşte O görüntüler var gaJsHost = (("https:" == document.location.protocol) ? "https://ssl." : "http://www."); document.write(unescape("%3Cscript…

Devamı...
Click on the slide!

İşte Horon İşte Eynesil Erdal Güvendi Full Horon

Haberler >> eynesil

Bu yıl birincisi düzenlenen Eynesil Goz helvası Festivali oldukca hareketli gec. Gecenin gec saatlerine kadar eynesilde Horon devam etti. Festivale katılan sanatcılar söyledikleri türkülerle halkı çosturdular . Bu sanatçılardan biride Yöremizin sevilen sesi Erdal Güvendi ydi ...İşte festival aksamından görüntüler durmak bilmeyen horon ..izleyin!!

Bu yıl birincisi düzenlenen Eynesil Goz helvası Festivali oldukca hareketli gec. Gecenin gec saatlerine kadar eynesilde Horon devam etti. Festivale…

Devamı...
Click on the slide!

Yazarlarımız İngiltere de Buluştu

Bournemouth’da 5 Çayı… Yer: İngiltere/Bournemouth Tarih:24 Nisan 2009 Dil eğitimi için geldiğim Bournemouth’ da Yakup’a rastlamak gerçekten güzel oldu. Ne de olsa Yakup, bir yılı aşkın süredir burada.

Bournemouth’da 5 Çayı… Yer: İngiltere/Bournemouth Tarih:24 Nisan 2009 Dil eğitimi için geldiğim Bournemouth’ da…

Devamı...
Frontpage Slideshow (version 2.0.0) - Copyright © 2006-2008 by JoomlaWorks

Ömür & Ayrancı


Sabri ile Mahmut


Selcuk & Yakup


Uydu görünüm


Eynesil Uydu

Bağlanmayacaksın ..
Üye Değerlendirme: / 7
Kötüİyi 

Bu yazımda sizlerle bir şiiri paylaşmak istiyorum. Can Yücel’in okuyunca bayıldığım bir şiiri üzerine konuşmak istiyorum. Eğer bu şiiri bilmeyenlerimiz varsa ve bir zamanlar sevmişse ve halen “bir şekilde” sevip seviliyorsa içten içe “evet aynen öyle” diyecektir.

Hepimiz aşık olmuş hepimiz sevmişizdir. Bazen aşk ve sevgi arasındaki farkı sorgulayacak kadar aşık olduğumuzu zannetmiş ahkam kesmişizdir. Eğer çok sevmişsek karşımızdakine genelde şu şekilde dert yanmışızdır; “sen beni benim seni sevdiğim kadar sevmiyorsun…” ve genelde de doğru hissediyorsunuzdur ama bu serzenişin birine fayda sağladığı da görülmemiştir. Yani karşı taraf özeleştiri yapıp “evet ben daha az seviyorum gerçekten biraz arttırayım bari” demez. Böyle bir şey de denmez zaten. Çünkü bu sevgidir. Birini çok seveceğim deyince sevginiz artmaz. Sizin elinizde değildir bir yerde. Kendiliğinden artar ya da azalır o. İyi şeyler oluyorsa aranızda muhtemelen artar, aksine kötü şeyler oluyorsa gün geçtikçe solar gider.  Ve herkesin birbirini eşit derecede sevmesini de bekleyemezsiniz. Bu imkansızdır. Ama eşit derecede anlayışlı olunabilir belki. “hayır o da imkansız” dediğinizi duyar gibiyim ve sanırım haklısınız.

Evet, şiirin dediği gibi hiçbir şeye körü körüne bağlanmayacaksınız. Kesinlikle “o olmazsa yaşayamam” demeyeceksiniz. İnsanoğlu her şekilde yaşabilmek için yaratılmış sanki. İnadına yaşıyor. Sevdiklerini birer birer kaybediyor ama yaşıyor. Başına olmadık şeyler geliyor ama hala yaşıyor. Her şeyin acısı bir gün bitiyor, bitmese de azalıyor çünkü. Ama bu “bağlanmamak” sözünü de doğru analiz edeceksiniz. Onun anlamı ne “boş vermektir” ne de “bağımlısı olmak”. Ayrıca şiirin aksine birinin her zaman daha çok sevmesi gerektiğini de unutmayacaksınız. Çünkü eğer ilişkiniz hala devam ediyorsa emin olun bu birinin daha çok seviyor olmasından kaynaklanıyordur. O siz misiniz? Cevabını buraya değil O’na söyleyin. Evet, şiirin dediği gibi, çok seversen, o sana hata yaptığında onun kırılacağından daha fazla kırılırsın ama kim kendini tutabilir ki? Yani çok sevdiğini fark ettiğinde nasıl kendine gem vurabilirsin, nasıl içindeki sevgiyi azaltabilirsin ya da en fazla sevildiğin kadar seviyormuşsun gibi davranabilirsin ki. Hayatta bir yapabildiğiniz bir de yapmayı çok istediğiniz ancak hiçbir zaman yapamayacağınız şeyler vardır. Çok seven birinin kendine gem vurması işte böyle bir şeydir. İmkansızdır. Çünkü adı üstünde o çok seviyordur. Eğer o kişi gem vurabilmişse kusura bakmasın, karşısındakini ancak yeni aldığı bir parfüm ya da “askılı body” kadar seviyordur. Bu “askılı body” olayı bence tez yapılacak bir konudur. Kızların (kusura bakmayın bayan arkadaşlar “askılı body” kıstası sadece size ait) böyle bir ruh haline girip askılı body analizinden sonra karşısındakinin ruh profilini çıkartmayı hedeflemeleri ve bunun da gayet mantıklı bir yol olduğunu düşünmeleri, üzerinde durulması gereken “acayip” bir haldir. Mağazaya gider, aslında milyon verseler giymeyeceği bir elbiseyi beğenir (gayet ferah 2X3 cm bir bez parçası. Yani “elbezi” yanında nevresim takımı kalır öyle diyeyim) ve sevgilisinin gözüne sokarak “aşkım bu bana yakışır mı sence, üzerimde nasıl durur?” diye sorar. Aslında öğrenilmek istenen sevgilisinin gerçek düşüncesi değildir, onun vereceği tepkidir. Sevgilisi de bu saçma sorunun altında yatan mantığı bilir ( yani genellikle) ve sinirlerine hakim olmaya çalışarak “bilmiyorum tatlım bence sen bununla üşürsün, hem eğilirken pek cüretkar, yürürken pek davetkar oluverir başımıza iş açarsın. Hem rengi de uymadı sana. Yok yok berbat bu. Alma sen bunu” der. Bu “askılı body” (ki kastettiğim “çamaşırla kişilik analizi”dir) dipsiz bir kuyudur. Bu kuyuya düşmeden hemen konumuza dönelim.

 Sevgili şekillerinin içinde bir de çıkmak (ki bence bu fiil duygusal faaliyete yeltenmiş iki homosapiens için hiç de uygun değil. Evet dışarı çıkarsınız, ağaca çıkarsınız ama biriyle birlikteyseniz buna çıkmak demeyin de birlikteyiz deyin daha anlamlı olur bence) için çıkanlar var. Yani gün boyu yapılan atraksiyonlarda yanına konu mankeni arayanlar. Bu insanlar ayrıldıklarında üzüntüden daha çok sıkılırlar çünkü artık yalnız kalmışlardır.

Bazı insanlar ilişkilerinde her zaman “bu ilişki de bir gün bitecek o nedenle kendimi fazla kaptırmayayım” diye düşünüp, ayrılık sonrası aşamayı en az zararla atlatmayı hedefler. Ve öyle de olur, ayrılır ve az zararla atlatır. Çünkü o sevmemiştir, sevememiştir bir türlü. Bir gün ayrılabiliriz diye bazı anlar söylemek ya da yapmak istediği güzel şeyleri yapmamıştır. Ve ona sorduklarında da ahkam kesmekten geri durmaz ve “ben söylemiştim bak bitti işte” der, aslında onun yüzünden bittiğini aklına getirmeden. Sevgini göstermezsen, ha bitti ha bitecek diye ilişkiyi yaşarsan ne olmasını bekliyorsun, bir peri masalı mı?

Şiirin son dört mısrası aslında şairin ana fikrini veriyor ama bana söyleyebilir misiniz bunu başarabilecek, gerçeklikle hayal dünyasını bir arada tutabilen kaç tane Adem oğlu var? Hele hele son mısrayı gerçekleştirebilecek biri varsa çıksın meydana çaylar benden sohbet edelim…

Şiir, bir insanın yapamayacağı öyle güzel, öyle doğru şeyler söylüyor ki şiiri sevmemek elde değil. Dili zaten yalın, başlayınca ne zaman bittiğini anlamıyorsunuz. Şimdi, daha önce okumamış olanlarla şiiri baş başa bırakıyor ve şiiri okuduktan sonra dönüp aynaya bakmalarını diliyorum. Ama şiiri doğru anlamak da lazım bence. Şiiri okuduktan sonra celallenip hemen sevgiliye SMS gönderip, “artık ben de senin beni sevdiğin kadar seni seveceğim, artık beylik laflar da etmeyeceğim, sen benim değilmişsin gibi davranacağım. Cicim ayları bitti senin için ölürüm sana hastayım bayılıyorum demeyeceğim. İlla ki bir şeye sahipleneceksem yeni aldığım PS’a/askılı body’e sahipleneceğim.” gibi bir cümle kurmayın aman ha! Can Yücel’in dediği gibi “İlişik yaşayın, ucundan tutarak…” tabii yapabilirseniz…


BAĞLANMAYACAKSIN

Bağlanmayacaksın bir şeye, öyle körü körüne.
"O olmazsa yaşayamam." demeyeceksin.
Demeyeceksin işte.
Yaşarsın çünkü.
Öyle beylik laflar etmeye gerek yok ki.
Çok sevmeyeceksin mesela. O daha az severse kırılırsın.

Ve zaten genellikle o daha az sever seni,
Senin onu sevdiğinden.
Çok sevmezsen, çok acımazsın.
Çok sahiplenmeyince, çok ait de olmazsın hem.
Hatta elini ayağını bile çok sahiplenmeyeceksin.
Senin değillermiş gibi davranacaksın.
Hem hiçbir şeyin olmazsa, kaybetmekten de korkmazsın.
Onlarsız da yaşayabilirmişsin gibi davranacaksın.
Çok eşyan olmayacak mesela evinde.
Paldır küldür yürüyebileceksin.
İlle de bir şeyleri sahipleneceksen,
Çatıların gökyüzüyle birleştiği yerleri sahipleneceksin.
Gökyüzünü sahipleneceksin,
Güneşi, ayı, yıldızları...
Mesela kuzey yıldızı, senin yıldızın olacak.
"O benim." diyeceksin.
Mutlaka sana ait olmasın istiyorsan birşeylerin...
Mesela gökkuşağı senin olacak.
İlle de bir şeye ait olacaksan, renklere ait olacaksın.
Mesela turuncuya, ya da pembeye.
Ya da cennete ait olacaksın.
Çok sahiplenmeden, Çok ait olmadan yaşayacaksın.
Hem her an avuçlarından kayıp gidecekmiş gibi,
Hem de hep senin kalacakmış gibi hayat.
İlişik yaşayacaksın. Ucundan tutarak...


CAN YÜCEL



Saygılarımla,
Selçuk TOPAL

www.liderkaradeniz.com

 

Yorumlar 

 
#3 dilekkk 2009-07-03 22:42 sevince insan bişi görmüokii =( Alıntı
 
 
#2 sezen topal 2009-06-25 00:13 benze bu sıır herseyı cok acık ve net ozetlıyor…
can yucele selam olsun ruhu sad olsun
Alıntı
 
 
#1 kahraman 2009-06-12 17:25 bu sevdalık senide beni de yakar:) Alıntı
 

Yorum ekle


< Önceki   Sonraki >
 

Kemençe Dinle

Kemençe Dinle

Fıkra Dinle

Işıl Petrol

Sponsor Bağlantıları

Domain Powered by  MyPagerank.Net



Zirve100 En iyi


RSS Akışları



Eynesil Trabzon2011 ishakli.com TürkeliAjans.Net LiderKaradeniz